Marka Arama:


VİTAMİNLER

VİTAMİNLER HAKKINDA GENEL BİLGİ

Vitaminler yaşam için gerekli maddelerdir. Sindirilmiş besinlerden enerjinin alınmasını sağlarlar. Mikrobesinler olarak adlandırılırlar, çünkü vücut , karbonhidrat,protein,yağ ve suya göre  oldukça az miktarda kullanır.

Vitaminler ,  yağda çözünen ve suda çözünen olmak üzere 2’gruba  ayrılır.Suda çözünen vitaminler vücuda her gün alınmalıdır. Çünü bunlar depo edilemezler ve salgılanmazlar.Yağda çözünen vitaminler vücutta yağ dokusunda ve karaciğerde uzun bir süre depolanabilirler. Yağda çözünen  vitaminler A,D,E,K vitaminleridir. 2 tip vitaminde vücüt olaylarının gerçekleşmesi için mutlak gereklidir.

 

   Denge ve Sinerji

Mineral ve vitamin dengesi çok önemlidir. Bilimsel araştırmalar izole vitaminlerin de doğal olarak bulunan  vitaminlerin yerine kullanılabileceğini göstermiştir. Örneğin yüksek miktarda izole B vitamini doğal olarak alınan B vitamini ile aynı etkiyi yaptığı saptanmıştır . Her gün düzenli olarak alınan 100 mg çinko , bağışıklık sistemini güçlendirmekte, ancak bu miktarın üzerinde alınması halinde  de  bağışıklık sistemine hasar verebilmektedir.

Sinerji birden fazla vitaminin  toplam göstereceği etkiden birbirlerinin etkilerini artırmak suretiyle daha fazla etki göstermesidir. Örneğin flavonoidler (diş eti kanama ve ağrılarında kullanılır.) vitamin c ile alındığında birbirlerine sinerji göstererek kansere ve daha bir çok hastalığa karşı koruma sağlar.

Bununla beraber bazı maddeler vitaminlerin emilimlerini de etkileyebilir.Örneğin vitamin C emilimini antibiyotikler büyük oranda azaltırlar. Yani antibiyotik kullanan bir insanın normalde aldığı günlük vitamin  C miktarından daha fazla alması gerekir.

Sentetik doğala karşı

İdeali hepimizin besin yardımcı maddelerini optimum sağlık için taze ve sağlıkı yiyeceklerden almamızdır. Bizim kimyasal olarak kirli stres dolu dünyamızda ihtiyacımız olan kalori giderek azalmaktadır. Çünkü fiziksel aktiviteler, teknolojinin gelişmesiyle son derece azaldı. Bunun anlamı az yiyeceklerden gerekli vitaminleri ve mineralleri çıkartmak zorunda olduğumuzdur.

Modern tarımda kullanılan tarım ilaçları ve kimyasallar, çevre kirliliği bilinçsizce kullanılan hormonlar yüzünden doğal yollardan beslenme olanağı gittikçe  zorlaşmaktadır.Üstelik iş hayatımızın getirdiği zorluklar yüzünden neredeyse günlük 3 öğünü dışarıda yemek gibi bir durumla karşı karşıyayız.Lokantada  hergün sebze yemeği yediğinizi varsaysak bile , bu yemeklerin  sabahın çok erken saatlerinde  (06-07 gibi)  yapıldığını ve  siz  sofraya  oturana kadar  aradan enaz 6-7 saat geçtiğini ve bu sürede yemeklerin sürekli ısıtıldığını da  düşünürseniz  , yediklerimizin ne vitamin hatta  nede protein içermeyen  posalardan ibaret olduğuna  karar vermek  zor olmasa gerek.Hele birde  sigara ve alkol tüketimimiz  varsa , stress diz boyu , uyku düzensizliği de varsa, sağlığımız için   doğal  besin desteklerini  kullanmaktan başka bir yol olmadığı  ortaya  çıkar.  Ama , sigara  ve alkol kullanmıyor, çoğunlukla  evde  ve  dengeli beslenebiliyorsanız,

herhangi  bir hastalığınız  ve vitamin eksikliğiniz de yoksa,düzenli bir uyku ve hayatınız varsa ,

vitamin ve mineral  desteklerini kullanmaya  pek fazla gereksiniminiz  de yok demektir. 

Sentetik vitaminler modern labaratuarlarda kimyasal maddelerden doğal benzerlerinin aynısı olarak üretilir.Doğal vitaminler ise doğal kaynaklardan elde edilirler.Sentetik vitaminlerin çoğu ekonomik olarak çok ucuz olmalarına karşın , suni renklendiriciler, koruyucular, şeker,nişasta,talk,tuz vs. gibi pekçok  katkı maddesi   içermektedirler.Özellikle yağda eriyen vitaminleri  mutlaka  doğal yollardan almaya  çalışınız.Zira  bu vitaminlerin sentetik formlarının vücutta birikmeleri ihtimali daha fazladır. Vitamin almak istediğiniz  zaman  mutlaka  doktorunuz yada eczacınızla  konuşunuz.Yaşam şeklinizi,hastalıklarınızı,kullandığınız ilaçları herşeyi anlatınız ve önerilerini  dikkatle dinleyiniz.

Proteine  bağlı vitaminler   daha iyi absorbe olmaktadır. Vitamin ve mineraller (doğal olanlar) mutlaka protein,yağ,karbonhidrat veya  biyoflavonoidlere bağlıdır.Bu formlarıyla da  daha iyi emilirler ve  etki  ederler.

 

Reçetesiz  satılanlar

 

OTC (Reçetesiz satılabilen İlaçlar) vitaminler  çok çeşitli formlarda sunulur. Bunlar tablet,kapsül,toz,dilaltı,pastil,şurup ve sprey şeklinde olabilir. Enjektabl  formlarıda bulunur.

Vitamin katkıları genelde izole vitaminler ve diğer doğal vitaminlerin bir karışımı şeklinde sunulur. Hangi hastalıkta hangi vitamini almanız  gerektiğini mutlaka  eczacınıza yada hekiminize  danışınız.Eğer bir besin takviyesi veya vitamin almaya karar vermişseniz bunu günü gününe almanız ve düzenli olarak hergün aynı saatte  kullanmanız gerekmektedir. Eğer müstahzar size gerekenden daha az vitamin içeriyorsa bunun için alım sıklığınızı artırabilir veya alım miktarınızı artırabilirsiniz. Vitamin alımlarında maksimum dozu aşmamaya özen gösterin.

Bir çok vitamin ışık ve  ısı  ve nem nedeniyle bozulmaya başlar ve etki gücü azalır. Bu yüzden vitaminler ya renkli cam şişe gibi karanlık bir ortamda , yada  blister ambalajlarda saklanır.

Eczaneden aldığınız ürünler mutlaka uygun şartlarda saklanmıştır.Güvenle kullanabilirsiniz. 

Eczacılar  özellikle tıbbi  bitkiler konusunda eğitim gören tek meslek gurubudur.Önerilerini  dikkatle dinleyiniz.Bitkisel ilaçlarında  vücudunuza  zarar verebileceğini  unutmayınız.

Ehliyetsiz ve bilgisiz kişilerin  ne önerilerini dikkate  alınız  nede sırf ticari kaygılarla  size sunulan ürünleri satın alınız.

 

FOLİK ASİT

FOLİK  ASİT

 

Folik asit ilk olarak 1930’lu yıllarda bulunmuştur. Folik asit (Folium =yaprak)

İlk kez ıspanak yapraklarından izole edilmiştir.

 

 

Nerelerde bulunur?

Karma beslenme şekillerinde folik asidin biyoyararlınımı %50-70 olup hayvansal kaynaklardan temini bitkisel kaynaklara göre daha verimlidir.

Folik asit yalnızca bitkisel kaynaklarda değil , hayvansal besinlerede bulunur.

Önemli folik asit kaynakları : Ispanak, salatalık,kuşkonmaz,tahıllar (buğday tohumu ve yaprağı) badem,fındık,fıstık,maydonoz,nane,baklagiller ve karaciğerdir,.Buna karşılık sığır eti , balık ve meyveler nispeten folik asitten fakirdirler. Folik asit ışığa ve oksidasyona karşı aşırı hassastır. Ayrıca bir çok besin maddesinde bulunan konjugaz enzimi nedeniyle biyoyararlınımı düşmektedir.

 

Tablo 1: Folik asit alım önerileri

 

YAŞ

 

 

Folik asit (mikrogram/gün)

 

 

Süt çocukları

0-4 ay

4-12 ay

 

60

80

Çocuklar

1-4 yaş

4-7 yaş

7-10 yaş

10-13 yaş

13-15 yaş

 

200

300

300

400

400

Ergenler ve erişkinler

15-19 yaş

19-25 yaş

25-51 yaş

51-65 yaş

65 yaş ve üstü

 

400

400

400

400

400

Hamileler

600

Emzirenler

600

 

Gereksinim:

 

Değişik yöntemlerle yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre 50-100 mikrogram folik asit  ile eksik belirtilerinin ortaya çıkması önlenebilmektedir.

 

Ancak yetersiz folik asit alınımının erken belirtisi olarak kandaki homosistein konsantrasyonunun yüksekliği dikkate alındığında çeşitli çalışmalarda en az 400 mikrogram düzeyinde folik asit eşdeğerleri besinlerle alındığında kandaki homosistein konsantrasyonunun kalıcı şekilde düşürülebildiği görülmüştür.

 

Alman beslenme birliği tarafından ergenler ve erişkinler için besinlerle günlük 400 mikrogram folik asit alımı önerilmektedir.

Folik asitin DNA metabolizmasındaki rolü gözönüne alındığında çocukların yalnız kan tablosunun temini ve yeterli epitel hücresi rejenerasyonu için değil , bunun ötesinde – vücüt ağırlığına bağlı olarak – optimal hücre yenilenmesi ve gelişmesi için de yeterli besinsel folik asit miktarına gereksinim duydukları görülmektedir.

Süt çocuğunun folik asit geresinimi hakkında henüz çok sınırlı olan bilgilerin  ışığında , anne sütündeki  (ortalama 80 mikrogram/litre) miktara göre davranmak güvenli görülmektedir.

 

Folik asit’in görevleri:

 

Folik asidin antianemik faktör olduğu eskiden beri bilinmektedir.

Birkaç yıldır yüksek plazma homosistein konsantrasyonunun arteriyosklerozun tek bağımsız risk faktörü olduğu tartışılmaktadır. Açıkça bellidir ki ,orta derecede yüksek plazma homosistein konsantrasyonu bile yüksek bir arteriyoskleroz riski ile bağlantılıdır. Son zamanlarda folik asitin arteriyoskleroz riskini azalttığı yönünde ileri sürülen etkisinin yalnızca plazma homosistein konsantrasyonunu azaltmak yolu ile değil. ,aynı zamanda vitaminin kendisininde koruyucu bir etkisi olması sonucu olduğuna dair tahminler artmaktadır.

Bir süredir folik asit ve kanser gelişimi hakkında bir ilişki olduğu tartışılmaktadır fakat literatürde bildirilen araştırmaların sonuçlarından bugüne dek henüz böyle bir sonuç çıkmamıştır.

 

 

Eksiklik belirtileri:

 

Folik asit eksikliği hematopoez vea epitel hücre yenilemesi gibi esas olarak hücre bölünme hızı yüksek olan hücre sistemlerinde kendini gösterir. Bu nedenle kan tablosundaki bozukluklar erken belirtilerdir.

 

Folik asit eksikliği muhtemelen DNA sentezi ,azalmış  hücre büyümesi ve sınırlı hücre replikasyonu sonucu fetusun implantasyonu ve  organogenezinde bozukluklara yol açabilir.

Sonuçta düşük , doğumsal anomaliler , özellikle nöral tüp kusurları ve gelişim bozuklukları ve fetal gelişimde genel bir durulama olabilir.

Değişik çalışmalarda annede erken gebelikte folik asit eksikliğinin nöral tüp kusurlarına neden olduğu ve sözkonusu anne adaylarının gebe kalma dönemlerinde profilaktik olarak folik asit kullanılmasının doğan bebeklerde nöral tüp kusuru sıklığını azalttığı gözlemlenmiştir.

Böylelikle hamile kalmak isteyen veya hamile kalma şansı olan kadınların, nöral tüp kusurunun önlenmesi için döllenmeden önce günde 400 mikrogram folikasidi takviye olarak almaları alman beslenme birliği tarafından önerilmektedir.

 

Toksisitesi (zehirliliği)

 

Folik asitin akut zehirliliği nadirdir Yetişkinlerde günde 500 mg’ın 5 ay boyunca alınımı ve günde 10 mg ‘ın 5 yıl boyunca kronik alınımında hiçbir yan etki görülmemiştir.

Folik asit tedavisinde dikkat edilmesi gereken şey yüksek folik asit dozları verilmesinin B12 vitaminin eksikliğini maskeleyebileceğidir ki B12 eksikliğinin başlangıç belirtileri rtadan kalksa bile nörolöjik etkilerinin devam edeceği hatta dahada şiddetleneceğidir.

Böyllikle devan eden B12 vitaminin eksikliği geri dönüşümsüz olarak geç dönem etkileri ortaya çıkabilmektedir.

C VİTAMİNİ

C VİTAMİNİ

Askorbik Asit adı verilir. Bitkiler ve bir çok hayvan bu vitamini kendileri üretebilmektedir. Kimyasal yapısı aslen bir tür şekerdir. Dış ortam koşullarında ve pişirme esnasında, diğer maddelerle etkileşerek kolaylıkla bozulabilir. Taze sebzeler buharda pişirildiğinde C Vitamini de korunmuş olur.Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır ve 4 saat sonunda kandan uzaklaşır. Kullanıldığı organlarda bir miktar birikime uğrar.

C Vitaminin Etkileri
Üzerinde durulan bir çok etkileri vardır. Bazıları kesin olmakla birlikte bazı yönlerden de abartıldığı izlenimi oluşmaktadır.

Güçlü bir indirgeyicidir. Canlılardaki önemli rolü bu özelliğinden kaynaklanır.
Destek dokuları için kollajen proteinlerinin yapımında etkisi vardır. Bu kollajen dokular deride, adale ve eklem bağlarında, damar duvarında, kemik ve dişlerde bulunur.
Tirozin maddesinin yıkılmasını ve vücuttan atılmasını sağlar.
Böbrek sütü bezlerinden salınan bir çok hormon için gereklidir. Bunlar genellikle stres ile ilgili hormonlar olup, stres anında C Vitamini tüketimi artmaktadır.
Barsaklardan demirin emilimine etkilidir.
Besinlerdeki folik asitin dayanıklı kalmasını sağlar.
Triptofandan beyin için gerekli olan serotonin elde edilmesine etkilidir.
Suda eriyen güçlü bir antioksidandır. Yağda eriyen diğer bir güçlü antioksidan olan E vitamininin, ayrıca A ve B Vitaminlerinin de yapısının korunmasına ve etki gösterebilmesine katkı sağlar.
Nitrit gibi karsinojen maddelerin etkilerini önler.
Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olmalarını sağlar.
Kortizon, aspirin, insulin gibi ilaçlarla kurşun, civa, arsenik gibi ağır metallerin olumsuz etkilerini giderir.
Vücudun savunma sistemini arttırıcı etkisi vardır. Bu etkisini nötrofil hücrelerini ve interferon denilen maddeyi arttırmak yoluyla gerçekleştirir.
Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür.
C Vitamini Eksikliği
Tarihte bu vitaminin eksikliği anlaşılana kadar bir çok insan ölmüş ve hastalıklar yaşanmıştır. Günümüzde ağır tablolar artık görülmemektedir. Ancak beslenme yanlışlıkları nedeniyle daha hafif sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Eksikliğinde oluşan en ağır durum skorbüt hastalığıdır. Eskiden özellikle uzun sürelerle gemilerde bulunup, taze sebze-meyve yiyemeyenlerde görülmekteydi.
Genel olarak dokuların sağlığı bozulur.
Diş eti kanamaları ve çekilmeler.
Enfeksiyonlara karşı dayanıksızlık ve zor iyileşme.
Deride küçük kanamalar, halsizlik, iştahsızlık.
Eksiklik artarsa burun kanamaları, ağız içinde yaralar, diş kayıpları, eklem şişmeleri, kemik ağrıları ve nefes darlığı.
Çocuklarda büyümenin yavaşlaması, yaşlılarda ciddi damar problemleri.
Ayrıca değişik enfeksiyonlar, soğuk algınlığı, depresyon, yüksek tansiyon, eklem iltihabı, ülser, damar sorunları, allerji ve safra kesesi taşları bir çok sağlık sorununun C Vitamini ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
C Vitamini Fazlalığı
Bu sorun üzerinde çok spekülasyon yapılması nedeniyle fazla miktarda alımı sonucunda görülmektedir. İşin iyi tarafı vücutta depolanmadığı ve idrarla atıldığı için az sorun olmaktadır. Ciddi yan etkileri pek yoktur.

En sık görüleni ishaldir.
Karın ağrısı,
İdrarda yanma,
Deride hassasiyet,
Kan hücrelerinde yıkım,
Böbrek taşı oluşumu görülebilir.
C Vitaminin Tedavide Kullanımı
Bir çok konuda kullanıma sahiptir. Belki de içerdiği C Vitamininden dolayıdır ki limon da her şeyin içine konulmaktadır. Kullanıldığı her alan, çok geçerli gerekçelere dayanmamaktadır.

Yara iyileşmesini hızlandırmak için,
Soğuk algınlığı, nezle ve anjinde,
Enfeksiyona yakalanma riskini azaltmak için,
Damar sertliğinden korunmak amacıyla,
Kanser riskini azaltmak umuduyla,
İtiyadi düşükleri önlemek amacıyla,
Emziren annelerde,
Bazı ruhsal sorunlarda,
Spor performansını arttırmak amacıyla kullanılmaktadır.
C Vitamini Gereksinimi
İnsan vücudunda 20 - 50 gün yetecek kadar 600 - 1500 mg. lık bir C Vitamini depolanmaktadır. Çocukların günlük gereksinimi 35 - 50 mg. kadardır.

0 - 1 Yaş 35 mg.
1 - 14 50 mg
14 yaş üzeri 60 mg
Gebe kadınlar 80 mg
Emziren anneler 100 mg

aldıkları takdirde herhangi bir eksiklik sorunu yaşamazlar. Bu miktarın biraz daha üzerinde almaları uygun olur. Herkes için günlük 100 - 150 mg. dozu yeterlidir. Stres altında yaşamak, sigara kullanmak, aspirin, kortizon, doğum kontrol hapları, östrojen, demir gibi ilaç alımları, taze sebze, meyve tüketiminin az olması gereksinmeleri arttırır.

C Vitamini Doğal Kaynakları
Taze meyve ve meyve suları ile sebzelerde bol miktarda bulunur. Besinlerin pişirilmesi sırasında C Vitamini önemli oranda yitirilir. Kaynamış, oksijeni uçmuş bir suda pişirilme ile soğuk suya koyarak pişirme bile kayıp miktarlar açısından farklıdır. Soğuk suda pişirmede kayıp fazladır, keza pişirme süresinin uzaması da olumsuz etki gösterir. Yağda kızartma, bakır kaplar, sebze, meyvelerin bekletilmesi ve kuralına uyulmadan dondurulması, kesilmiş sebzelerin hava ile teması, pişirilmiş yemeklerin bekletilmesi ve ısıtılması C Vitaminin yitirilmesine neden olur.

Kaynak 100 gr. da mg
Siyah üzüm 200
Narenciye 50
Çilek 60
Kavun, karpuz 20
Yeşil biber 100
Maydanoz 150
Brokoli, B.Lahanası Çiğ 100
Havuç 6
Soğan 10
Çiğ bezelye 25
Pişmiş bezelye 10

Örnek Markalar :

 - VITAMIN C ROSE HIPS

A VİTAMİNİ

A Vitamini (Retinol)

Vitamin A gece körlüğü ve diğer göz problemlerinden koruyucudur. Cildi bazı cilt hastalıklarından, özellikle sivilce oluşumundan korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Mide barsak hastalıklarını iyileştirir. Epitel dokunun yenilenmesi ve sağlığı için gereklidir. Mukoza ve derinin içeriği için, kemi ve dişler için çok önemlidir. Yağ doku için gerekli , yenileme , üşütmelere,griplere ve böbrek enfeksiyonlarında , mesane,akciğer ve mukoza memranında koruyucudur.
Vitamin A anti oksidan görevi görerek hücreleri kanser ve diğer hastalıklardan korur ve hücrelerin büyümesini tetikler. Kalp krizlerinden ve spazmlarından vücüdü korur. Düşük kolesterol seviyesini korur. Yaşlanma izlerini yavaşlatır. Vitamin A’sız vücut dirençsizdir. Vitamin A kırışıklık giderici olarak bilinir. Vitamin A’nın topik olarak uygulanan Tretinoin (Retin-A ve Renouarin ‘in aktif şekli karışımı) derin kırışıklıkla ve yaş nedeniyle oluşan lekelere iyi gelir.
Vitamin A eksikliği kuru saç ve deri ,konjuktiva , kornea, ve/veya gece körlüğüne neden olur. Diğer olabilecek olaylar ise kulak iltihabı,uykusuzluk,yorgunluk,yeni oluşum sorunları,sinüzit,pnömoni,tekrarlanır üşütmeler,üst solunum yolları enfeksiyonları,deri hastalıkları sivilce ve kilo kayıpları.


Karotenoidler vitamin A ile ilişkili bir bileşendir, bazı durulmada vitamin A’nın öncülü olarak kullanırlar. Antioksidan etkisi vardır. En çok bilinen karotenoidler beta karotenoidlerdir. Bununla beraber α ve γ karoten likopenler mevcuttur. Karotenoid içeren besinlerde emilen karotenoid karaciğerde A vitaminine çevrilir.
Vücuttaki Fonksiyonları
• Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir.
• Diş, dişeti, ve kemik gelişiminde önemli rol oynar
• Normal iyi görme de ve gece görme de etkilidir.
• Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
• Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar.
Eksiklik Belirtileri
• Gece körlüğü
• Xerophthalmia ( korneanın anormal kuruması ve kalınlaşması = göz kuruluğu)
• Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme
• Akne (sivilce) oluşumunda artış
• Yorgunluk
• Diş, dişeti ve kemiklerde deformiteler
Aşırılık ve Zehirlenme Belirtileri
• Karaciğer bozuklukları
• Mide bulantısı ve kusma
• Saç dökülmesi (saçlar çabuk kopar)
• Başağrısı
• Eklem ağrıları
• Dudak çatlamaları
• Saç kuruluğu
• İştah kaybı
Beta Karoten Aşırılığı ve Zehirlenme Belirtileri
Avuçlarda ve ayak tabanlarında ciltte sarı-kavuniçi renk değişikliği.

Beta-karoten A vitamininin öncüsüdür ve bu nedenle görevini farklı şekilde yerine getirir-kullanılmadan önce A vitaminine dönüştürülmesi gerekmektedir. Aynı zamanda, beta-karoten güçlü bir serbest radikal yok edicisidir, bu yüzden yeterli alımını garantilemek önemlidir.

Çalışmalar, sigara tiryakilerinde ve çok miktarda alkol alanlar-da beta-karotenin çok düşük düzeylerde bulunduğunu göstermiştir. Araştırmalar, belirli kanserleri (karaciğer, cilt, kolon, ağız) ; olan hastaların, sağlıklı insanlara göre daha az beta-karoten bulunduran diyetlerle beslendiklerini de göstermiştir. Kanser tedavisi olarak, beta-karoten kullanımı uygulanmamıştır, ancak deliller serbest radikalleri yok etme fonksiyonuyla kanserleri önlemeye yardım edebileceğini düşündürmektedir.

Beta-karoten ıspanak, havuç, lahana, brokkoli, şeftali ve kayısıda-turuncu ve yeşil renkli sebze ve meyvelerde-bulunur.


A vitaminin kullanımında dikkat etmek gerekir toksik etkisinin çok ve güçlü olduğunu bilerek kullanmak gerekir.
Beta karoten ise bu tür yan etkiler yapması daha azdır beta karoten kullanımı A vitaminine göre tercih edilmektedir.
Çocuklarda zehirlenme 300000 ünite A vitamini alımıyla oluşur. Yetişkinler de ise genellikle günde 100000 ünite A vitamininin aylar boyu alınması ile oluşur.

B1 VİTAMİNİ

B1 VİTAMİNİ

Thiamin olarak da adlandırılan B1 vitamini merkezi sinir sistemi sağlığını korumakta önemli bir rol oynar. Yeterli B1 düzeyleri zihinsel fonksiyonun korunmasında bize yardımcı olur. B1 düzeylerinde ki yetersizlik ise gözlerde güçsüzlük, zihin bulanıklığı ve fiziksel koordinasyonda bozukluğa sebep olur.
B1 vitamini kan hücrelerinin oluşumu ve sağlıklı bir dolaşım sistemi için gerekli olan hidroklorik asit in üretiminde rol oynar. Ayrıca karbonhidratlardan enerji üretiminde, kalp ve sindirim sistemi kaslarının tonusunun korunmasında anahtar rolü vardır.
Diğer B vitaminleri gibi B1 vitamini de suda eriyen vitaminler sınıfındandır ve vücutta depolanmaz. Bu sebeple her gün yeterli miktarda B1 vitamini alınması gerekmektedir.Diğer B vitamini kompleksleri ile birlikte alındığında tek başına yapacağı etkiden daha fazla etki oluşturur.
B1 Vitamini Eksikliğinde Görülen Belirtiler:
• İştah azalması
• Sindirim bozukluğu
• Kabızlık
• Yorgunluk
• Başağrısı
• Sinir ve dolaşım sistemi hastalıkları
• Kas krampları
• Ödem
• B1 vitaminin uzun süre eksikliklerinde Beriberi adı verilen ve merkezi sinir sistemini yıkıcı ve bazen ölümcül olabilecek bir hastalık oluşabilir. Beriberi'ye beslenme düzeyleri yeterli olan ülkelerde pek rastlanmaz. Ancak alkol B1 i yıkıma uğrettığından uzun süreli alkolizm vakalarında bu hastalığa ratlanabilmektedir. B1 düzeylerini ağızdan alınan antibiotikler, sulfa grubu ilaçlar, antiasitler ve doğum kontrol hapları da etkileyebilir. Ayrıca karbonhidratı yüksek diyetle beslenen kişiler de B1 ihtiyacı artabilmektedir.
B1 vitamini açısından zengin besinler: Kuru fasulye, yumurta, bira mayası, bütün hububatlar, kahverengi pirinç ve deniz ürünleridir. Süt ve süt ürünleri, sebze ve meyveler B1 açısından çok zengin kaynaklar olmasalar da yüksek miktarlarda tüketildiklerinde yeterli B1 vitamini girişini sağlayabilirler.
Besinler haricinde alınan ek vitamin preperatlarında B1 genellikle B2, B3, B6, pantetonik asid ve folik asit ile birlikte bulunur.
Günlük B1 Vitamini Gereksinimi: 1,5 mg dır.

E VİTAMİNİ

E Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Alfa,beta,gama ve delta tokoferolleri içerir. Bitkisel yağlar ve buğday tanesi en iyi kaynağıdır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.

Vücuttaki Fonksiyonları

  • En iyi Antioksidandır.Hücre zarı ve taşıyıcı moleküllerin lipid kısmını stabilize ederek hücreyi serbest radikaller, ağır metaller, zehirli bileşikler, ilaç ve radyasyonun zararlı etkilerinden korur.
  • İmmun sistemin aktivitesi için gereklidir.Timus bezini ve alyuvarları korur.Virütik hastalıklara karşı bağışıklık sistemini geliştirir.
  • Göz sağlığı için hayati önem taşır.Retina gelişimi için gereklidir.Serbest radikallerin katarakt yapıcı etkilerini önler.
  • Yaşlanmaya karşı koruyucudur.Serbest radikallerin dokular, deri ve kan damarlarında oluşturduğu dejenaratif etkiyi önler.Yaşlanmayla ortaya çıkan hafıza kayıplarını da önleyici etkisi  vardır.

Eksiklik Belirtileri

  • Çocuklarda hemolitik anemi ve göz bozuklukları
  • Yetişkinlerde Dengesiz yürüme, konsantrasyon bozukluğu, düşük tiroid hormonu seviyesi, sinir harabiyeti, uyuşukluk, anemi, bağışıklık sisteminde zayıflama.
  • E vitamini eksikliğinde kalp hastalıkları ve kanser riski artmıştır.

Günlük Vitamin E ihtiyacı:

ÇocuklarErkekKadın

0-12 ay: 3-4 mg

18 yaş üstü:10 mg18 yaş üstü: 8 mg
1-7 yaş: 6-7 mg Hamileler: 2 mg
11-18 yaş: 8 mg Emzirenler: 3 mg

Bazı yiyeceklerdeki Vitamin E miktarları:

YiyecekMiktar

Miligram

Ayçekirdeği

1/4 fincan

26,8

Badem

1/4 fincan

12,7

Buğday

1/4 fincan

12,8

Çiçek Yağı

1 sevis kaşığı

7,9

Yer Fıstığı

1/4 fincan

4,9

Mısırözü yağı

1 sevis kaşığı

4,8

Soya yağı

1 sevis kaşığı

3,5

Balık Yağı

1 sevis kaşığı

3

Istakoz

6 gr

2,3

Salmon fileto

6 gr

0,6

Popüler Medikal ' den alınmıştır.

D VITAMINI (Kalsiferol)

D vitamini (Kalsiferol)

Kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler, kalsiyumla birlikte kemik ve dişleri güçlendirir. Hücrelerin büyümesinde ve kas ile sinir sistemlerinin düzenli işlevinde önemli rol oynar. Yüksek tansiyonu düşürür. Son yıllardaki araştırmalar, D vitaminin kalın bağırsak, kemik, deri, kolon ve meme kanserinden koruyucu etkisi olduğu ve vereme karşı bağışıklığı artırdığı ortaya çıkmıştır.

 

Hangi besinlerde bulunur?

D vitamininin başlıca kaynağı, güneş ışınlarıdır. Güneşlenme ile günlük gereksinimin yüzde 80i karşılanır. En çok yağlı balıklar, karaciğer, yumurta sarısı, peynir, tereyağı, süt ve mantarda bulunur.

Eksikligi  nelere yol açar?

Çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ve menopoz dönemindeki kadınlarda osteoporoz ve osteomalasia denilen kemik hastalıkları, akciğer, kolon ve prostat kanseri riski artar. Bebeklerde dişler düzensiz ve geç çıkar, bıngıldak geç kapanır.

D vitaminli besinler...

  • Işığa ve ısıya duyarlıdır.
  • Pişme esnasında D vitamini aktivitesinde yüzde 20 oranında kayıp olur.
  • Fazla alınırsa nelere yol açar?

    Zehirlenme, kanda kalsiyumun artması ve bu mineralin organlarda birikmesine yol açar. Bu da hücre metabolizmasının bozulmasına ve hücrelerin ölümüne neden olur.

    Günlük doz ne kadar olmalı?

    Süt bebekleri 10-15 mcg, çocuklar en fazla 10 mcg, kadınlar ve erkekler en fazla 15 mcg, hamileler 10 mcg ve süt veren anneler 10 mcg almalıdırlar. 150 gram konserve tonbalığında 21 mcg ve 1 bardak (200 ml) sütte 0.12 mcg D vitamini bulunur.

    Kimler daha çok almalı?

    Alkolikler, et ve süt ürünlerini tüketmeyen vejetaryenler, böbrek yetmezliği olanlar, güneşi az bölgelerde yaşayanlar, balık ve süt ürünlerini yeterince tüketmeyen kişiler, bebekler ve yaşlılarda gereksinim artar.

  • K VİTAMİNİ

    K VİTAMİNİ 

    Kanın normal zamanda pıhtılaşması için gerekli bir vitamindir. Et, karaciğer, domates, kabak, karnıbahar, ıspanak ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

    K Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Kan pıhtılaşmasında önemli rol oynar. Lahana, karnıbahar, ıspanak ve diğer yeşil sebzelerde, soya fasülyesi ve tahıllarda bulunur. Genellikle vücutta barsak bakterileri tarafından sentez edilir.

    VÜCUTTAKİ FONKSİYONLARI

  • Kan pıhtılaşmasını sağlar.
  • Bazı çalışmalar özellikle yaşlılarda kemkleri güçlendirdiğini göstermektedir.
  • Pıhtılaşmada ve kemik yapımında kalsiyum'a yardımcıdır.


    EKSİKLİK BELİRTİLERİ

    Kontrolsuz kanamalara neden olan K vitamini eksikliği malabsorbsiyon hastaları hariç ender görülür.Doğumdan sonraki ilk 3-5 gün içerisinde barsak florası henüz tam gelişmemiş olduğundan K vitamini eksikliği vardır.


    GÜNLÜK VİTAMİN K İHTİYACI

    Genellikle sebzelerle alınan günlük 60-85 mg. herhangi bir eklemeye gerek kalmadan yeterli olmaktadır