Marka Arama:


HASTALIKLAR

ARTRIT

Artritin türü ne olursa olsun tek bir şey kesindir;ağrı yapar.Ağrı kesici olarak kimyasal pekçok ürün vardır.İlk akla gelen Aspirindir.Hem ağrı kesici , hem de enflamasyonu giderici etkisinden yararlanmak için yüksek dozda kullanılır.Buda kulak çınlamasından,gastrik problemlere kadar pekçok yan etki demektir.Aynı problemler başarıyla kullanılmalarına rağmen diğer antiromatizmal ilaçlarda da
görülebilir.NSA dediğimiz Nonsteroid Antienflamatuar ilaçlarda kıkırdak onarımını durdurma veya azaltma riski taşırlar.Diğer bir deyimle NSA tipi ilaçlar artrit belirtilerini gidermede başarılı olurken,hastalığın seyrini hızlandırabilmektedir.
Bu nedenle son dönemde yan etki riski olmayan yada nispeten az olan alternatif
maddelerin kullanımının yanında beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi ve besin takviyeleri üzerinde duruyoruz.Bu maddeler hem artrit vakalarının neden olduğu ağrıları azaltmakta hemde hastalığın seyrini durdurabilmektedir.Bu maddeler vücutta kıkırdak ve bağlayıcı dokularda bulunur.Bunlardan Glucosamin , kıkırdak onarıcı ve destekleyici bir bileşiktir.Eklem ağrılarını azaltıcı ve eklem sıvılarının
biyosentezinde önemli rol oynayarak etki eder.Chondroitin ise köpekbalığı kıkırdağından saflaştırılarak elde edilen diğer bir kıkırdak onarıcı ajandır.Chondroitin ve Glucosamin bazı ürünlerde birarada da kullanılılarak etkilerinde artış beklenir.
Köpek Balığı kıkırdağı (Shark Cartiledge) da artrit ve romatizmal şikayetlerde eklem ağrılarını azaltıcı etkisinden dolayı kullanılır.




MULTIPLE SKLEROZ

MS yavas yavaş ilerleyen yıpratıcı bir hastalıktır.Merkezi sinir sistemini, göz sinirlerini ve omuriliği etkiler. Hastalıta çok fazla inflamasyon görülür. Miyelin tabaka yıpranması ile karakterizedir. Skleroz ‘un anlamı doku sertleşmesi. Gerçektende bu hastalıkta ilk olarak dokular sertleşir. Multiplenin anlamı ise çok yerdeki dokuların sertleşmesi anlamındadır. Bu hastalıkta savunma sistemi yanlış çalışarak vücüt için zararlı maddeler üretir ve kendi dokusu olan sinir hücresindeki miyelin tabakayı yabancı doku sayarak onu sindirmeye kalkar.
Bununla beraber miyelin tabakası zarar görür. Yıpranma büyüdükçe bağlantılı olduğu hatta bağlantılı olmadığı bir çok sinir hücresini etkiler. Buda çok miktarda semptoma ve görme yeteneğinde azalmaya neden olur. Hastalığın yayılması böyle gerçekleşir.
350.000 Amerikalı bu hastalığa sahiptir. Semptomlar kişiden kişiye değişir. Erken dönemlerde semptomlar başdönmesi,aşırı yorgunluk, göz yorgunluğu, bulanıklık ve çift görme gibi,karıncalanma hissi ve/veya uyuşukluk, özellikle el ve ayaklarda ,denge kaybı ve/veya koordinasyon bozukluğu, kaslarda sertlik, titreme ,çarpıntı, mesane ve barsak fonksiyon bozukluğu.
Daha sonraki dönemlerde çıkan semptomlar 1. il semptomların bir sonucudur. 2. il semptomlar kemik erimesi,kas zayıflaması ,paralisis,seksüel fonksiyon bozukluğu,üriner yol enfeksiyonları ve zayıf nefes alma . 2. il durumların çoğu hareket yeteneğinde azalma meydana getirdiği bilinmelidir.
Bu hastalığın tedavisi için bir ilaç bulunmamaktadır. Günümüzde kullanılan ilaçların çoğu  hastalık belirtilerini  gidermeye yöneliktir. Bu hastalığın ilerleyişini durdurmada beslenme esas anahtar rol oynar .Bunun için aşağıdaki liste size yardımcı olacaktır.

ÇOK ÖNEMLİLER

COENZYME Q 10 Dolaşımın ve Oksijen iletiminin arttırılması Günde 90 mg.
MSM Günde 3000 mg 2*1 Hücre duvarının geçirgenliğini arttırır. Böylece su ve besinlerin hücre duvarından girişi , toksinlerin ve atıkların çıkışı kolaylaşır.
GLA veya  FLAXSEED OIL yada EVENING PRIMROSE OIL  yoksa  OMEGA (3) ,Günde 3 kez yemekle birlikte   alınabilir.Esansiyel yağ asitleri
Semptomları kontrol etmek için gereklidir.MS li hastalarda Esansiyel Yağ Asitleri yetersizliği çok yaygındır.Bu ürünlerden tercihen GLA kullanılmalıdır.

GARLIC Günde 3 kez 2 şer kapsül alınmalıdır. Mükemmel bir kükürt kaynağıdır.
VITAMIN B COMPLEX Her majör B vitamininden ortalama 100 mg.
Günde 3 kez alınmalıdır. Immun sistem fonksiyonlarına yardımcı olur.Sinirlerin daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasını sağlar.
ÖNEMLİ   DESTEK  ÜRÜNLERİ ;

ACIDOPHILLUS : Zararlı maddeleri detoksifiye eder.Hazmı kolaylaştırır. Açkarna günde 2 X 1 Kapsül
CALCIUM - MAGNESIUM : 2000-3000 mg MS in gelişimini durdurur. Emilimin yüksek olması  için şelat formları kullanılır.

Dikkatinizi çekmemiz gereken konu bu ürünlerin tek başlarına MS i tedavi etmeyeceğidir.Ancak bu ürünler özellikle birlikte ve hastanın tıbbi tedavisinin yanında kullanıldığı zaman , çok daha hızlı bir iyileşme ve rahatlama görülmesinin olasılığının yüksek oluşudur.
Bu ürünlerin hepsi bir arada alındığı zaman bile (doğru dozlarda ) herhangi bir yan etki yada kontrendikasyon oluşmaz.

 

TER VE AĞIZ KOKUSU

İnsan vücudunda çeşitli nedenlerden dolayı çeşitli bölgelerinde (ağız,ten,ayaklar, genital bölgeler,koltukaltı vb.) kokular oluşur. Kokuların nedenleri bazı hastalıklar, genetik nedenler, diş çürükleri, hazımsızlık, kadınlarda adet dönemi, bazı ilaç tedavileri, fiziksel egzersizler, aşırı terleme olabilir. Bu nedenlerden bazıları tıbbi tedaviyle iyileşebilir. Diş çürüklerinin neden olduğu kokular çürüğün tedavisiyle ortadan kalkar.

Banyo yapıldıktan yaklaşık 45 dakika sonra vücut kokuları yeniden çevreye yayılmaya başlar. Bu nedenle hergün banyo yapmak vücut kokularının azaltılmasında önemli rol oynar. Bu tür kokulardan kurtulmak için parfüm ve deodorant gibi kozmetikler kullanmak geçici bir süre başarı sağlayabilir. Ancak terlemenin önlenmesi için kullanılan antipersprant preperatlar terlemeyi engellediğinden çeşitli riskler doğurabilir. Zira terleme insan vücudunun zararlı maddeleri dışarı atma mekanizmasıdır.Bu mekanizmayla oynamak ve durdurmak
son derece zararlı sonuçlar doğurabilir. Son yıllarda antiperspirantların kanserojen olup olmadığı konusunda araştırmalar sürdürülmektedir. Bu nedenle de bu tür preperatlar kullanılacaksa tamamen doğal, dermokozmetik ürünler kullanılmalıdır.

Peki kötü vücut kokularından kurtulmanın bir yolu yokmudur?
Tamamen doğal ve hiçbir yan etkisi olmayan, yeşil deniz yosunundan elde edilen ve herkesin yeşil yapraklı bitkilerde bulunduğunu bildiği KLOROFİL son yıllarda istenmeyen vücut kokularını önlemede kullanılmaya başlanmıştır. Klorofil sadece terlemeyle oluşan vücut kokularını değil, aynı zamanda alkol, sigara, hazımsızlık, üre gibi nedenlerle meydana gelen kokularıda yok etmektedir. Burada dikkatinizi klorofilin kokuları engellerken,  terlemeyi etkilemediğinede çekmeliyiz. Aynı zamanda sindirilebilir protein, vitamin ve mineral kaynağı olan Klorofil,kalorisi kısıtlanmış diyetlerde çok zengin bir besleyici olarak kullanılabilir.Klorofildeki bileşiklerin hücreleri çeşitli toksik maddelerin etkilerine karşı detoksifiye ettiği (arındırdığı) bulunmuştur.Kalorik değeri yoktur.Kilo almanıza neden olmaz.

Ağız kokusu için ;

Dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın.Dişipi yada sujeti kullanın.

Diş ve dişeti hastalıklarınızı tedavi ettiriniz.

Ağız kuruluğunu önlemek için sık sık su için.

Baharatlı ve sarmısaklı yiyeceklerden uzak durun.

Yemeklerde maydonoza önem verin.

Bol C vitamini alın.

Alkol ve sigaradan uzak durun.

Dişlerinizin yanısıra Dilinizde temizleyin.

Tüm bu önlemlere rağmen ağız kokunuz tedavi edilemiyorsa mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına görünmelisiniz.



HORLAMA

HORLAMA NEDİR :
Üst solunum yollarındaki herhangi bir fiziksel tıkanıklık nedeniyle, uyku sırasında kişilerin nefes almaya çalışırken çıkardıkları gürültülü ve rahatsız edici sestir.

NEDEN HORLUYORUZ:
Üst solunum yolundaki yumuşak dokular; yumuşak damak, küçük dil ve bademcikler uyku sırasında gevşerler. Bunun sonucunda hava yolunda kısmi bir daralma meydana gelir ve bu dokuların titreşimiyle "horlama" denen ses ortaya çıkar. Daralmanın şiddetine göre horlarken çıkan sesin yüksekliği de değişir.
Ayrıca; İntrinsik ve Ekstrinsik Faktörler de horlamaya neden olan başlıca etkenlerdendirler. Yapısal, Nöromüsküler, Hormonal etmenler ve Allerjik eğilimler intrinsik faktörler arasındadır. Ekstrinsik faktörlere ise; Sigara, Allerji, Alkol, Sedatif kullanımı ve Yaşam tarzı gibi etmenler sayılabilir.

YÜKSEK TANSİYON

Yüzyılımızın insan hayatını en fazla etkileyen hastalıklardan birisi Yüksek Tansiyondur.
Genellikle şikayete neden olmaması nedeniyle,hem gizli kalır hem de önemsenmez.
Pekçok insan rastlantı sonucu tansiyonunu ölçtürür tesadüfen yüksek olduğunu öğrenirler.
Kan basıncının yüksekliği anlamına gelen Yüksek Tansiyon yada Hipertansiyon, pekaz sıkıntı verir.Çoğu zaman da kalp , beyin ve böbrekleri bozmadıysa hiçbir sıkıntıya neden olmaz.
Vücudumuzdaki organları oluşturan dokular kalp ve damar sistemi yolu ile düzenli bir şekilde oksijen ve besin maddeleri alarak görevlerini yerine getirir.Bu işlemin sürekliliği için kalp düzenli bir ritmde çalışır.Kendisine kulakçıklardan gelen kanı karıncıklar yoluyla büyük ve küçük dolaşıma pompalar.Bu pompalama boyun ve el bilek damarlarında nabız atması şeklinde hissedilir ve elimize vurur.
Sol karıncıktan atılan temiz kan yüksek basınçla bütün vücuda dağılır,işte bizim tansiyon diye ölçtüğümüz damar içindeki bu kanın basıncıdır.Büyük dolaşım sistemi ile dokuların gereksinimini karşılamak için dağıtılan bu kan kullandıktan sonra tekrar temizlenmek üzere,küçük dolaşım yardımı ile akciğerden geçirilir.
Kan basıncı ölçümünde iki sayı vardır. Yüksek olan sayı SİSTOLİK basınç yada büyük tansiyon diye adlandırılır.Bu basınç kalbin içindeki kanın damarlara pompalandığı an da oluşur.Bu pompalama nabız sayısı gibi dakikada 70 - 100 civarındadır.İki pompalama arasında kalp adalesi içine kanı doldurmak için gevşer ve bu sırada
damardaki basınç düşer,buna da DİYASTOLİK yada Küçük Tansiyon denir.

TANSİYON ÖLÇÜMÜ : Kan basıncını ölçmek için içine hava pompalanan bir lastik kolluk
dirseğin üst tarafında kola sarılır.Bu kolluk hava pompalanınca , temiz kan damarlarını
(arter) o kadar sıkıştırır ki artık içindeki kan akımı durur,ayrıca bilekteki nabız kaybolur.Sonra lastik kolluk içindeki hava yavaş yavaş bırakılır.Kolluk içindeki hava basıncı kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınca inip eşitlenince ,kanın çarpması ile bu damarda bir ses meydana gelir.Her kalp atımında oluşan bu ses SİSTOLİK kan basıncı değerlerini verir.Tansiyon ölçülen kolun bilek damarını kontrol edersek kulaklıkla dinlenen bu sesin oluştuğu basınç seviyesinde,nabız atımının
başladığını hissederiz.Kolluk içindeki hava boşaltılmaya devam edilince , basınç azalır ve stetoskoptan duyulan ses kaybolur.Bu nokta kanın artık damardan rahatça akabildiği seviyedir. Buna diyastolik basınç denir.
Tansiyon aletlerinde okunan değerler civa sütunu olarak yazılıdır. (120 mmHg , 70 mmHg yada 170 mmHg gibi...)Ancak pratikte sondaki sıfır atılarak 8, 12,15 yada 17 gibi rakamlarla ifade edilir.

UNUTMAMANIZ GEREKENLER ;
Tansiyon seviyeleri günün her saatine,kişilerin durumuna göre az-çok değişiklikler gösterir.Genellikle iş dönüşü en yüksek,gece sabaha karşı en düşük seviyede bulunur.Hatta polikliniklerde heyecan yada sıkıntı dolayısıyla ölçülen yükek seviyeler , aynı kişinin evinde ölçülse daha düşük bulunabilir.Bu nedenle birkaç saat içinde görülen önemli derecedeki tansiyon farklarını ,hemen ölçenin dikkatsizliğine ya da cihazın bozukluğuna bağlamak yanlıştır.
Normal tansiyon seviyeleri yaş ilerledikçe artar.Yaşlı insanlarda kan basıncı yükselme eğilimi gösterir. Buna karşılık kan basıncı ne kadar yüksekse ömür o kadar kısadır. Sağlığı bozan kan basıncı sınırı belirlenmiştir. Bu sınır normal tansiyonla yüksek tansiyonu birbirinde ayırır.Sistolik Basınç 130 mmHg, Diyastolik Basınç 85 mmHg nin altında ise Tansiyon yani KAN BASINCI NORMALDİR.
Eğer bir haftada üç defa ölçülen tansiyonun en az ikisi 160/95 in üzerinde bulunursa
tansiyon yüksekliği (Hipertansiyon) teşisi konulabilir.Haftalık ölçümlerde Sistolik Basınç 130-139 arası , Diyastolik ise 85-89 arası bulunuyorsa buna SINIR TANSİYON YÜKSEKLİĞİ denir. Bu kişilerin tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerekir.
5 mmHg gibi küçük miktarlardaki gibi küçük yükselmeler bile hayatın akışına ve ömrün uzunluğuna etkisi olduğu için ihmal edilmemelidir.
Tansiyon yüksekliği ile sinirlilik birbirine paralel olmadığı gibi pekçok sakin ve rahat görünüşlü insan da yüksek tansiyona rastlanabilir.Tansiyon yüksekliğinin yaşlılara has bir hastalık olduğunu düşünmek te yanlıştır. 3-5 yaşlarındaki çocuklarda bile bazı nedenlerle tansiyon yüksekliği olabilir.Tansiyonun kendisi genellikle bir şikayet oluşturmadığı için hastalık tanısı olamaz.Bununla birlikte ,
bir süre sonra çeşitli organlarımızda meydan getirdiği bozukluklar ciddi hastalıklara neden olabilir.
TANSİYON YÜKSEKLİĞİNİN HEDEF SEÇTİĞİ BELLİ BAŞLI ÜÇ ORGAN VARDIR;
KALP * BEYİN * BÖBREKLER

Yüksek tansiyonlu hastalar ilaç tedavilerine devam ettikleri sürece sağlıklı yaşarlar.Yüksek tansiyon damar sistemindeki direnci arttırrak kalbin pompalanmasını engeller.Kalp daha çok ve güç çalışır.Sonunda büyüme başlar ve adalesi kalınlaşır.Tansiyon yüksekliği tedavi edilmezse sonuçta kalp kanı boşaltmaz ve kalp yetömezliği ortaya çıkar. Vücutta bulunan tüm damarlarla birlikte kalp damarları ,koronerler de sertleşerek ,daralır ve tıkanır.Sonuç kalp krizi demektir.Beyin damarlarındaki sertlik felçlere neden olurken ,böbrek yetmezliği ise üremi ile sonuçlanır.
KAN BASINCININ NEDEN YÜKSELDİĞİ GENELLİKLE BİLİNMEZ. Hipertansiyonu açıklayabilecek herhangi bir hastalık yoksa bu duruma ESANSİYEL HİPERTANSİYON diyoruz. Tansiyon Yüksekliğini kolaylaştıran başka faktörler de vardır.Tuz bunların başında gelir.Acı , ekşi, limon ve baharatın tansiyona hiçbir etkisi yoktur.Bunları izleyen diğer bir önemli etken ŞİŞMANLIKTIR.Şişman kişilerde kalp daha çok çalışmak zorundadır.
Pekçok vakada yaşam şeklinin değiştirilmesi, kan basıncının normale dönmesi için yeterlidir.Özellikle hafifseyreden hipertansiyon vakalarında düzenli spor yapmak
çok yararlıdır.
Bahçe çalışmaları,bisiklet,uzun hızlı yürüyüşler nabız sayısını 140 ın üzerine çıkmayacak şekilde uygulanmalıdır.
Sigara kesinlikle bırakılmalıdır.Sigara içtiği için hastalanan milyonlarca insan vardır ama sigarayı bıraktığı için hastalanan kimse yoktur.Bu nedenle azaltarak değil , sigara aniden bırakılmalıdır.
Olabildiğince alkolden uzak durulmalıdır.
Tuzlu gıdalardan uzak durulmalıdır.
Kilo veriniz.
BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN TANSİYONUNUZ HALA YÜKSEKSE DOKTORUNUZUN
ÖNERECEĞİ İLAÇLARA HEMEN BAŞLAMALISINIZ.
Tansiyon ilaçları genellikle ömür boyu kullanılır.Doktounuzun önerisi olmadan ilacınızı bırakmayınız,dozunu değiştirmeyiniz yada arkadaş önerisi ile başka bir ilaca geçmeyiniz.
Unutmayın Ayşe Hanıma iyi gelen Fatma Hanımı daha da hasta edebilir.

Burada size yüksek tansiyon da ilaç tedavinize " sadece yardımcı " olabilecek
birkaç supleman , bitkisel ilaç öneriyoruz.Unutmayınız,önerdiklerimiz sadece
tedavinize destek amacını taşır.